29 Mayıs 2018 Salı

30.05.2018

TENEKE TEKERLEK TERK TEKNİK

Milyarlarca insan arasında düş kurmak , birini sevmek , ruhu beslemek gerekirken , durup durup bir ardıma , bir uzaklara bakıyorum .

Baharın içinden , rengarenk bir dünyaya dalıyorum . Elimi uzattığım yerde sen varsın . Uzandığım çimenlikte , bastığım toprakta , daldığım mavilikte ve onun ardında ...

Öyle güzel kelimeler var ki diyorum şu hayatta ; hep sana söylüyorum , hep sana anlatıyorum . Dönde bir baksana .

Şimdi uzanmış bir gölge boyu karanlıkların içinden , sana ışık topluyorum ; yıldızların üstünde , insanların arasında ...

Öyle çok ses var ki ;

-" Dur ! Bir de sen ses etme şimdi ! " Diyor sağır yanım ve öylesine kör olmuşum ki , avuçlarımda bir kor yığın , acı çekiyorum , içim yanmasına rağmen , hala suyu sana tutuyorum . Biliyorum bende artık bastırmaz bu sular benim yangınımı , diyorum bende kalakalsın içimin alevleri , ben razıyım hala tutmaya avuç içlerimde kalan kor yığınlarını ...

Şimdi vakti gelmiş geçiyor selvilerle dolu bir yol , ucu bucağı bilinmeyen bir yaşam ve ben hala sen diyorum , seni diyorum , sana diyorum . Halen iki ucunu bir araya getiremiyorum yakalarımın , durup durup sen diyorum , seni diyorum , sana diyorum ...

Nasıl olurda baki kalırım sessiz dünyada , sensiz ya bu romanın kahramanı güya , bakıp , bakakalıp , sen diyorum , seni diyorum , sana diyorum , cümleleri bitirip , bir türlü seni dileyemiyorum , ben diyemiyorum , beni diyemiyorum , bana diyemiyorum .

Galiba yavaş yavaş ölüyor ama galiba aval aval hala sen diyorum , seni diyorum , sana diyorum , ben hep ikinci tekil şahısta sıkışıp donakalıyorum ...

"Kerem" Beytullah Besler


Instagram : @whokerem - @beytullahbesler

16 Ocak 2018 Salı

UĞULTU




UĞULTU - SİNOP - MACİN




Kağıt, kalem, esinti ve o ses ...
Nereden başlayacağını bilmediğin tam o an,
Aklının ucundan savrulup, parmak uçlarına düşüverir birden ,
Sabit olduğun noktadan baktığında evren ,
Seni düşürüverir aniden ...

Rüyalarındaki o boşluklar, boşuna değil hiç ,
Hemde hiç ...


Bazen korkmayacaksın düşmekten,
Şimdi olduğu gibi düşlemekten ,
Biraz sonra olacağı gibi durup düşünmekten ...

Hafif bir meltem okşayacaktır önce gözlerini ,
Sonra ellerini üşütmeye başlayacaktır karayel ,
Derler ya hep ''Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası '' ;
İşte o seni gelip bulacaktır ,
Tam olduğun noktada , 
Hatta balkonunda ,
Elindeki kalem, bembeyaz o sayfayı ya daha da ışıtacaktır ya da hep karartacaktır .

Bir tınıya tutunacaksın , tutulacaksın ,
Birden kaybolacaksın , uyanıkken uyuyakalacaksın .

İlk satıra döndüğünde yine hiçbirşey hatırlamayacaksın .
Aklını durgun sulara bırakacaksın ,
Akıp giden nehirler sana hiç mi darılmaz sanırsın ?

Derin bir nefes bile ilk cümleyi kurdurabilir sana ,
Dönüp etrafına baktığında , 
Bir sigara,
Bir çay ,
Belki balkonunda asılı duran, birkaç çamaşır ,
Hatta kulağında hiç duymadığın o şarkı ,
Kim bilir belki rüzgardan savrulup , kağıdına düşüveren bir kuş tüyü ,
Onun eşşiz dokusu ve sen hala o noktadasın ,
Tüy ve rüzgar ikileminde yeniden kayboldun ...

Zihnini meşgul eden birkaç mısra ,
Sesini unutamadığın bir kadın ,
Yokluğunu çektiğin bir sigara ,
Ne de çok ihtiyacın var senin , 
Hele ki bu Ay'da ...

Ne tuhaf iştir ki konduramazsın hala bir kenara ,
Ne bir güzellik ne de madara ,
Hep aklındadır o mısra ;
-Neden Güneş Doğu'dan doğuyorken , sıcak hava dalgaları Batı'dan gelir ? 




8 Ekim 2017 Pazar

KAYIP KITA KEREM




YİRMİ YEDİ SIFIR ÜÇ İKİBİN ON ÜÇ

BUGÜN

Kafasındaki sorular ve sorunlar ve problemler ve çözümler karmaşıktı biraz bugün . Aslında sebepler , olaylar , olgular , olacaklar hepsi birbiri ardına geldiler . O anlam karmaşası gibi gözükse de olmayan gibi ...
Tek istediği sessizlikti . şşş , şşş , şşştt ...
Aslında herkes gibi anlık düşüncelere dalıyordu yada böyle teselli ediyordu kendini . Aslında olmayanı düşünür ama onu kafasında gezdirir , orada yaşatır , orada hükümlendirir , orada başlatır ve bitirirdi .
Tıpkı renklerin inanılmaz uyumunu bildiği halde , birden kafasında çakan o şimşeğin ardından kullanıma sokması gibiydi , hayat onun için ... En azından farkındaydı . Farkında olmayanlardan bir adım önde hissetti kendini .
Her şeyin çok güzel gittiğini düşünmeye başlamışken tam yine , terslikler onu bulmuştu .
Kendini müziğin ahengine bırakmış notalar gibi görünüyordu ... O kadar güzeldi ki bu , vazgeçemiyordu artık , o senfoniden .
Günler öyle güzel geçiyorlardı ki , sen farkında değilmiş gibi davranırken ...
Karşılığı vardır elbet , her bir suçun , her bir iyiliğin , her bir , her bir’in ...
Öyle güzel ki hayat , öyle de acı . Aslında güzel-acı bir zıtlık değil ama belkide her neyse gelen o yabancı ses dağıtmıştı ilgisini , notalar bir bir kaybolmaya başlamıştı . Bağırmak istedi ama bağıramadı . Öylece kalem elinde kala kaldı . Bir an güldü , hayır sadece bir tebessümdü dudaklarında sönen , orada öylece kaldın .
Bir gün yaşıyorsun , öyle güzel bir gün ki , artık olanlara inanamayıp aptallaşmaya başladın . Bu kadar güzel şey , nasıl bir güne sığar !
 Sorgulamaya başladı .
Bir anlığına vazgeçti yazmaktan , kalem çığlıklar atmaya başladı , kağıt ya dur ya devam et sonuna kadar ...
Kumar masasına yatıracağım son param gibi geliyorlar o anda kelimeler , tam manasında , tam yerinde böyle olması daha hoş sanırım , diye mırıldandı .
Artık bol bol görüşeceğimizi umut ede dururken , ben belki benliğimi unutup dönmeyeceğim sana , senin kadar olmasa da daha zararlı bir şeye yöneleceğim galiba . Evet , evet , tam aradığım şey bu işte ...
Döneceğim uzaklardan , aynı anda ayrılamayacağım belki de senden ...

26 Mayıs 2016 Perşembe

Güneyin Kızına

  Gündüzleri felaket , geceleri başıboş, biraz mutlu biraz mutsuz . Çokça hayal az umut , ne olursa olsun hep bir mutluluk lakin içimde yaşattığım avuttum aynı vakitte bu mutluluk. Garip hisler , bilmediğim sesler , görmediğim gözler, tatmadığım kokular burnumu sızım sızım sızlatıyor.  Düşünüyorum hep kendime , kendi içime ve benliğime. Sanki ben bide içimdeki ben var doğduğum günden beri ve biz ikimiz sadece ikimize uygun olan için yarışıyoruz.  Gündüzleri insanlar birarada çalıştığım yere geldiklerinde onları güler yüzüm karşılarken, içimdeki ben onlara gıpta ediyor ve sessizce bir kenara kaybolup utanmadan ağlıyor hüngür hüngür, ayıp olan ağlamaktan utanmak değil ama ben ağlayamıyorum diye belki de bu anlayışları, kim bilir ?

"Kerem" Beytullah Besler
#whokerem

30 Nisan 2016 Cumartesi

Otuz Nisan Papatyası

@whokerem

   

Nihayet Bahar gitmeden senden,ben sana eriştim Papatya ...

   Vazgeçmedim pür gibi direndim kara kışa. Sırf yanaklarımda hissedebilmek için yapraklarının gölgesini. Sessiz geçen her geceye inat, sensizlikle geçirdim mevsimlerimi ta ki sana erişene kadar ...

  Güzel bir bahar sabahında karşılamak isterdim o ince belini , köklerinle toprağa sarılışını daha iyi anlayabilmek için, yağmurlu bir nisan sabahı gerekmiş meğerse. Bilsem sabırsızlanıp,gece kuşlarının sözlerine inanır mıydım hiç? Her gece uykusuz kalmak yerine daha kuvvetli sarılmaz mıydım hiç o sert ve uzun ömürlü gövdeme ?


   Evet papatya ben başucunda sabahlara kadar uyumayıp, yolunu gözleyen bedbaht ,
Ben geceyle gündüzü birbirine saran makara ,
Ben kimsesizlerin çırası ,
Ben sokak köpeklerinin sığınağı,
Ben mutlu çocukların salıncağı,
Ben maceraperest ufaklıkların tırmandığı ,
Ben doğanın göbeği,
Ben o "Çam Ağacı'yım ".

Ben o çam ağacının pürü ,
Ben o çam ağacının kökü ,
Ben o çam ağacının nuru ,
Ben senin sevgilinim papatya ...

Ömrün ömrüme yetmeyecek olsa da ,

Aşkın aşkıma sığmayacak olsa da ,

Güzelliğin basitliğimi bi çırpıda unutturacak olsa da ,

Benim gövdemi yarıp, sana ömrünü sunan ...


"Kerem" Beytullah Besler

#whokerem

whokerem.blogspot.com
#writer #w #samsun


15 Şubat 2016 Pazartesi

Kerem Beytullah

Sonsuzun Başlangıcında Arayın Dirilişi

Uzun bir zaman sonra siz okurlarımla buluşturacağım yeni bloğum. ..


28 Ocak 2016 Perşembe

Sende Onbir Hecelilerden Misin ?

Bildiğin bütün seslerden uzakta ,
Evvelden kurulan hayin bir tuzakta ,
Yaktın sen Kerem'i gökten kuşakta .

Topraktan yaratılmışlardan olan ,
Ufuktan çok ötelerden varolan ,

Lakin tek Necm'in içinde kaybolan .

#whokerem

Popüler Yayınlar

Google+ Followers